Faysal bin Abdülaziz, 1906 yılının Kasım ayında Riyad’da doğdu. Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdülaziz bin Suud’un üçüncü oğluydu. Küçük yaşta annesini kaybetti ve anne tarafından dedesi olan Abdullah bin Abdüllatif’in tarafından büyütülüp, hafızlığını, geleneksel eğitimini, İslam hukuku ve doktrinleri üzerine eğitim çalışmalarını dokuz yaşında tamamlamıştır. Babası, onu askeri ve siyasi açıdan gelişmesini desteklemiş ve Faysal genç yaşta babasını uluslararası toplantılarda temsil etmek üzere seçilmiştir. 1
Siyasi Kariyeri ve Veliahtlık Dönemi
Faysal, babasının hükümdarlığı sırasında etkili bir kraliyet mensubu olarak öne çıkmıştır. 1926’dan 1932’ye kadar Hicaz valisi olarak görev yaptı. 1930’dan itibaren Suudi dışişleri Bakanı 1954’ten ölümüne kadar da hariç başbakan olarak görev yapmıştır. Tahta çıkmadan önce 9 Kasım 1953 – 2 Kasım 1964’e kadar Suudi Arabistan veliaht prensi olarak görev yapmıştır. 2
Suudi Arabistan Krallığı’nın İlanı ve Veliahtlık Dönemi İcraatları
23 Eylül 1932’de Mekke‘deki El-Hamidiye Sarayı’nda ‘Hicaz ve Necid Krallığı’nın adını Suudi Arabistan Krallığı olarak değiştiren kraliyet kararnamesini okuyarak babası adına Suudi Arabistan’ın kuruluşunu resmen ilan etti.
Faysal, Veliaht prens olarak görev yaptığı zaman diliminde 1958 yılında Ekonomik Kalkınma Komitesi’ni kurmuş,
1961 yılında Medine İslam Üniversitesi’nin kurulmasına öncülük etmiştir. 1962 yılında dünya çapında bir hayır kurumu olan Dünya İslam Birliği’nin kurulmasına yardımcı olmuştur. 1963 yılında ülkenin ilk televizyon kanalı olan Es-Suudiyye‘yi kurduttu. Yine bu dönemde Saudi B. Group’u Mescid-i Haram‘ı genişletmekle görevlendirmişti. Bu aşamada çevredeki yollar geliştirildi ve meydanlar oluşturuldu.
1965 yılında Dünya İslam Birliği Makam-ı İbrahim’i yenilemeyi ve makamı gümüş kapaklı kristal bir sütunun içine yerleştirmeyi planlamıştır. Faysal bu talebi kabul etmiş ve hemen uygulanması için emir yayınlamıştır.
Dünyanın her bir köşesinden gelen müslümanların ihtiyaçlarını karşılamak ve özel olarak ilgilenmiş ve farklı coğrafyalaralardan Müslümanları tanıma ve sorunları hakkında bilgi sahibi olma fırsatına sahip olmuştur. Bu kişilerin arasında Muhammed Esed ve Malcolm X gibi tanınmış kişiler de vardı. Mescid-i Nebevî için ise hacı sayısındaki artış nedeniyle mescidin batısına ibadet alanları inşa edilmesi emrini vermiştir. İbadet alanı 1973 yılında inşa edilmiş ve ikinci Suudi genişlemesine kadar ayakta kalmıştır. Saudi B. Group 1964 yılında ise Kubbetü’s Sahra‘da restorasyon çalışmaları yapmak üzere Kudüs’e gönderilmiştir.
Krallık Dönemi, Resmi Semboller ve İç Politika Reformları
1964 yılında Suudi Arabistan kralı olmuş ve kısa bir süre sonra yaptığı bir konuşmada şöyle demiştir:
“Kardeşlerim, beni hem kardeş hem de hizmetkar olarak görmenizi rica ediyorum. ‘Hükümranlık’ sadece Allah’a mahsustur ve ‘taht’ göklerin ve yerin tahtadır.’’ 3
Suudi Arabistan bayrağı 1902’den beri kullanılmasına rağmen 15 Mart 1973’te kendisi tarafından resmîleştirilmiştir. Aynı zamanda iktidarı’nın ilk yıllarında tüm Suudi prenslerin çocuklarını yurtdışına göndermek yerine ülke içinde okutmaları gerektiğine dair bir ferman yayınlamıştır. Bu karar, üst sınıf ailelerin oğullarını krallıkta okumaları için geri getirmelerine de sebep olmuştur. 1970 yılında Adalet Bakanlığı’nı kurmuş ve ülkenin ekonomik kalkınması için ilk ‘beş yıllık plan’ı başlatmıştır. Gerçekleştirdiği sosyal değişimlerden hoşnutsuzluk duyulsa da, Suudi Arabistan’ı modernleştiren politikaları, kutsal şehirler Mekke ile Medine’ye yönetmesi, siyonizmin sağlam bir muhalifi olarak tanınması ve ülkenin hızla yükselen mali gücü nedeniyle Arap dünyası Faysal‘a saygı duymaya başlamıştır.
İslam Birliği Politikası ve Mescid-i Aksa Yangını
Dünya petrol rezervlerinin üçte ikisini ellerinde bulunduran 13 ülkenin bir araya gelerek oluşturduğu Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC)’nün kurucuları arasında yer alan Faysal bin Abdülaziz, Arap Milliyetçiliği yerine İslam Birliğini savunan bir politika izlemiştir. Altı Gün Savaşları olarak bilinen 1967 Arap-İsrail savaşında Arap İttifakının yenilmesi ve işgalin genişlemesi onun için en büyük sorunlardan biriydi. Bu sorunun zirve noktası ise 21 Ağustos 1969 günü Avustralya asıllı fanatik Yahudi Michael Dennis Rohan’ın Mescid-i Aksa içinde bulunan Kıble Mescidini ateşe vermesi oldu. Yangında Selahattin Eyyubi’nin Kudüs’ü kurtardıktan sonra Kıble Mescidi’ne yerleştirdiği ahşap minber yandı ve mescitte ağır hasar oluştu. Bu olay üzerine harekete geçen Kral Faysal, Suudi Arabistan liderliğinde İslam Konferansı Örgütü’nün kurulmasına önderlik etti.
O günlerde yaptığı bir konuşmada:
“Mukaddes Kuds-ü Şerif sizi çağırıyor. Mescid-i Aksa içinde bulunduğu zorluklardan kendisini kurtarmanız için bekliyor. Neden korkuyoruz? Bizi durduran nedir? Ölümden mi korkuyoruz? Allah yolunda cihat ederek ölmekten şerefli ve daha faziletli ölüm var mıdır? Ey Müslüman kardeşlerim, bizler bir dirilişi arzuluyoruz. Onun adı İslam’dır. Ne ayrılıkçı ne kavmiyetçi ne de mezhepçi bir diriliş… Adı cihat olan Allah yolunda bir davanın dirilişi. Rabbime beni O’nun yolunda şehit olanlardan kılması için yalvarıyorum. Eğer bana Mukaddes beldemizin uğrunda cihat etmeyi nasip etmeyecek ve onun kurtulduğunu bana göstermeyecekse beni bu dünyada bir an bile yaşatmasın”
demişti.4
1973 Yom Kippur Savaşı ve Tarihi Petrol Ambargosu
1973 yılında Ortadoğu yeni bir savaşa doğru sürüklenmekteydi. Arap ülkeleri 1967 yılında İsrail ile yaptıkları “Altı Gün Savaşlarında” kesin bir mağlubiyet aldılar. Bu tarihten itibaren ümitlerini BM toplantılarına ve ABD-Rusya görüşmelerine bağladılar. Ancak diplomatik çabaların sonuç vermediğinin anlaşılması Arapları tek yolun top yekün mücadele olduğu düşüncesine getirir. Başta Mısır, Suriye ve Ürdün olmak üzere Arap Ülkeleri yeni bir savaş için hazırlık yapmaya başlarlar. 6 Ekim 1973 günü işgal ettiği topraklardan çıkması için Mısır ve Suriye ittifakının İsrail’e saldırması üzerine başlayan Yom Kippur savaşında Amerika ve İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkelerin İsrail’i desteklemesi üzerine Arap liderlerle görüşen Kral Faysal, İsrail destekçilerine petrol ambargosu başlattı. Bu ambargo sonrası büyük bir enerji krizi yaşandı ve dönemin Amerikan Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Kral Faysal’ı kararından vazgeçirmek için Suudi Arabistan’a ziyarette bulunmuştur. Kissinger hatıratında Suudi Arabistan’a yaptığı ziyareti şu cümlelerle anlatır:
“Kral Faysal oldukça sinirli görünüyordu, aramızda bir diyalog başlayabilmesi ümidiyle esprili bir dille ona; ‘Uçağımın yakıtı bitti, uçağın deposunu doldurmak için emir verirseniz, uluslararası fiyatından ücretini vermeye hazırız.’
Kral gülümsemedi, kafasını yukarıya kaldırarak sert bir şekilde bana şunları söyledi: ‘Ben yaşlı bir adamım, ölmeden önceki tek dileğim Mescid-i Aksâ’da iki rekat namaz kılmaktır! Sen bu konuda bana yardımcı olabilir misin?”
Anlaşma ve geri adım atma tekliflerini reddeden Faysal bin Abdülaziz, Kissinger’dan gelen ‘petrol kuyularınızı bombalarız’ tehdidi üzerine verdiği cevapla Amerika’ya kafa tutan ilk Arap lider olarak tarihe geçti.
Faysal şöyle demişti:
“Petrol kuyularını bombalayabilirsiniz, biz ve atalarımız hurma ve deve sütüyle yaşıyorduk; yine öyle yaşayabiliriz ama siz artık petrolsüz yaşayamazsınız.”5
Suikasti
Kral Faysal bin Abdülaziz, dünyada büyük ses getiren petrol ambargosu çıkışından 2 yıl sonra 25 Mart 1975 günü öğrenimini Amerika’da gören ve Amerika’dan yeni dönen yeğeni tarafından Riyad’daki sarayında yakın mesafeden başından vurularak öldürülmüştür.. Kendi ismini taşıyan yeğeni Faysal bin Musad’ın akli dengesinin yerinde olmadığı iddia edilse de hastane raporuyla bu durumun yalanlanması ve tepkilerin dinmemesi üzerine idam edilmiş ve Kral Faysal’ın ardından yerine kardeşi Halid bin Abdülaziz geçmiştir.Kral Faysal’ın imza attığı bütün dış politika hamleleri değiştirilmiş ve bugünlere kadar gelinmiştir.



