İstihbarat Tarihinde Bir Dönüm Noktası: 1997 Halid Meşal Suikasti

Yeryüzü Akademisi Halid Meşal
Paylaş

25 Eylül 1997 sabahı, Ürdün’ün başkenti Amman’da bölge tarihinin en sansasyonel istihbarat operasyonlarından biri gerçekleşti. İsrail dış istihbarat servisi Mossad, Hamas’ın Siyasi Büro Şefi Halid Meşal’i, Ürdün ülke sınırları içerisinde ortadan kaldırmak için gizli bir operasyon başlattı. Dönemin İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bizzat onayladığı bu suikast planı, sadece bir lideri hedef almıyor, aynı zamanda bölgedeki dengeleri de sarsmayı amaçlıyordu.

Tarihsel bağlam incelendiğinde, bu operasyonun zamanlaması oldukça dikkat çekicidir. İsrail ve Ürdün, bu olaydan üç yıl önce yani 1994 yılında Wadi Araba Barış Antlaşması’nı imzalamıştı. ​Dolayısıyla, Amman’ın merkezinde gerçekleştirilecek bir operasyon sadece bir suikast olmaktan öte, iki ülke arasındaki diplomatik barış zeminine vurulmuş ağır bir darbe niteliği taşıyordu. Ancak Mossad’ın planladığı bu suikast istihbarat tarihine kusursuz bir operasyon olarak geçmek yerine, İsrail adına küresel bir diplomatik krize dönüşecekti.

Hedefteki İsim: Halid Meşal Kimdir ve Neden Hedef Seçildi?

​Mossad’ın Amman’ın göbeğinde böyle riskli bir operasyona girişmesinin arkasındaki ana neden, Halid Meşal’in Hamas içerisindeki stratejik ağırlığıydı. 1956 Ramallah doğumlu olan ve gençlik yıllarında Kuveyt Üniversitesi’nde Fizik eğitimi alan Meşal, örgütün askeri kanadından ziyade siyasi ve entelektüel aklını temsil ediyordu. 1987’de Hamas’ın kurulmasıyla birlikte hareketin dış ilişkiler ve finans ağlarını yöneten Meşal, 1996 yılında örgütün Siyasi Büro Şefi seçilerek uluslararası alandaki en yetkili diplomatik yüzü haline geldi.

Peki, İsrail neden özellikle Meşal’i hedef seçmişti? O dönem Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin İsrail hapishanesindeydi. Böyle bir atmosferde Halid Meşal; hareketin dış dünyayla bağını kuran ve stratejik kararları alan “küresel beyni” konumundaydı. Mossad, Meşal’i ortadan kaldırarak örgütü uluslararası arenada lidersiz bırakmayı amaçlıyordu. Dolayısıyla 25 Eylül sabahı Amman sokaklarında yürüyen kişi, İsrail için sıradan bir figür değildi.

Görünürde Kusursuz Planın Çöküşü: Kulağa Püskürtülen Zehir

Mossad’ın Halid Meşal suikastı için hazırladığı strateji, iz bırakmamak üzerine kuruluydu. Bu yüzden kimyasal silah tercih edildi. Tercih edilen madde, solunum merkezini yavaşça felç eden ve vücutta doğal bir beyin kanaması veya uykuda ölüm süsü veren fentanil türevi ölümcül bir toksindi. Plana göre, Meşal’e sokakta yaklaşılacak, zehir kulak arkasına püskürtülecek ve Meşal 48 saat içinde hiçbir iz bırakmadan hayatını kaybedecekti.

Saldırıyı gerçekleştirecek ajanlar ise sahte Kanada pasaportları kullanan ve turist kılığında Ürdün’e giriş yapan Mossad ajanlarıydı.

25 Eylül sabahı Halid Meşal, Amman’daki ofisinin önünde aracından indiği sırada Kanadalı turist kılığındaki ajanlar arkasından yaklaştı. Ajanlardan biri, elindeki özel cihazla zehirli sıvıyı Meşal’in kulağına püskürtmeyi başardı. İlk bakışta operasyon başarıyla tamamlanmış gibi görünüyordu; Meşal acı içinde sarsılmış ancak ne olduğunu tam olarak anlayamamıştı. Mossad ajanları ise hızla olay yerinden uzaklaşmaya başladı. 

Amman Sokaklarında Kovalamaca ve Mossad Ajanlarının Yakalanması

Operasyonun kırılma anı, Halid Meşal’in korumasının sergilediği refleksti. Durumdan şüphelenen koruması, kaçmaya çalışan sahte Kanada pasaportlu turistlerin peşine düştü. Amman sokaklarında başlayan ve kilometrelerce süren bu kovalamaca, titizlikle planlanan bir istihbarat operasyonunu bir anda kamuoyunun gözü önünde yaşanan bir arbedeye dönüştürdü.

Kaçan iki Mossad ajanı yakalandı. Çıkan fiziksel çatışmada iki fail etkisiz hale getirilerek teslim edildi. Ajanların üzerinde bulunan sahte Kanada pasaportları, krizin boyutunu uluslararası arenaya taşıdı. Ürdün istihbaratı yakalanan şahısların alelade birer turist değil, Mossad’ın en seçkin birimlerine mensup ajanlar olduğunu tespit etti.

Kral Hüseyin’in Siyasi Resti ve Halid Meşal’i Kurtaran Panzehir

Saldırının hemen ardından Halid Meşal’in durumu hızla kötüleşti. Hastaneye kaldırılan Meşal, fentanil zehrinin etkisiyle komaya girdi ve solunum cihazına bağlandı. Ürdün doktorları, bu toksinin ne olduğunu çözemedikleri için tıbbi müdahale yetersiz kalıyordu. Olayın vahametini ve kendi topraklarında gerçekleştirilen bu egemenlik ihlalini öğrenen Ürdün Kralı Hüseyin, İsrail’e tarihi bir rest çekti. 

Kral Hüseyin, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ı doğrudan arayarak şu net mesajı iletti:

“Eğer Halid Meşal ölürse, elimizdeki Mossad ajanları Amman meydanında halkın gözü önünde idam edilir ve İsrail ile yapılan 1994 Wadi Araba Barış Antlaşması derhal fesh edilir.”

Bu tehdit, ​Beyaz Saray’ı radikal bir müdahaleye mecbur bıraktı. Bill Clinton, bölgedeki barış sürecinin tamamen yok olmasını engellemek adına Tel Aviv’e, özellikle de Başbakan Benjamin Netanyahu’ya yönelik ağır bir siyasi baskı uyguladı. 

Netanyahu, uluslararası yalnızlaşmaktan kaçınmak ve ajanlarını kurtarmak amacıyla, panzehiri Amman’a göndermek zorunda kaldı. Panzehirin hastaneye ulaşması ve Meşal’e enjekte edilmesiyle birlikte, Hamas lideri günler süren  komadan nihayetinde uyandı.

Operasyonun Ters Tepmesi: Şeyh Ahmed Yasin’in Hapisten Çıkış Süreci

Mossad Amman operasyonu 1997, sadece panzehirin teslim edilmesiyle sınırlı kalmayan bir diplomatik tavize dönüştü. Kral Hüseyin, elindeki esir Mossad ajanlarını bırakmak için İsrail’den çok daha büyük bir bedel talep etti. Yapılan müzakereler sonucunda İsrail, hapishanede tuttuğu en önemli Filistinlileri serbest bırakmaya zorlandı.

Bu müzakerelerin en tarihi sonucu, Hamas’ın kurucusu ve ruhani lideri olan Şeyh Ahmed Yasin’in serbest bırakılması oldu. İsrail hapishanelerinde müebbet hapse mahkum edilen Şeyh Ahmed Yasin, suikast fiyaskosu sayesinde serbest bırakıldı. Bununla da kalınmadı; onlarca Ürdünlü ve Filistinli mahkum da ajanların iadesi karşılığında özgürlüğüne kavuştu. Mossad, Hamas’ın yükselen liderini ortadan kaldırmak isterken, organizasyonun hem kurucu liderini hapisten çıkarmış hem de hedef aldığı aktörü küresel bir sembol haline getirmişti.      

Başarısız Suikastın Hamas’ın Yükselişine Etkisi

1997 yılında yaşanan Halid Meşal suikast girişimi, istihbarat literatüründe taktiksel seviyede ne kadar profesyonel planlanırsa planlansın, stratejik ve diplomatik vizyondan yoksun operasyonların nasıl büyük bir bozguna dönüşebileceğinin en somut örneğidir. İsrail, bu operasyonla birlikte askeri ve istihbarat imajına ağır bir darbe almıştır.

Diğer taraftan bakılacak olursa bu başarısız suikast, Halid Meşal’i Filistin direniş hareketi içerisinde efsaneleştirdi. Hamas, hem Şeyh Ahmed Yasin’in geri dönüşüyle manevi bir güç kazandı hem de Meşal’in küresel medyadaki görünürlüğü sayesinde siyasi imajını arttırdı.

Sonuç olarak, 1997’de Amman sokaklarında püskürtülen o zehir, Halid Meşal’i ortadan kaldırmaya yetmediği gibi, bölgenin siyasi haritasında Hamas’ın kalıcı bir aktör olarak kalmasının önünü açtı.

Yorumlar
Bir yorum ekle

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeryüzünde Beraberiz.
Yeryüzünde Beraberiz.
Yeryüzünde Beraberiz.
E-posta Bülteni Aboneliği
Yeryüzünde Beraberiz.
Yeryüzünü beraber keşfetmek, en yeni eğitimlerden haberdar olmak için e-posta bültenimize abone olabilirsin.
Dönemsel eğitim duyurularımız ve seçkin içeriklerimizi her hafta e-posta kutunda bulabilirsin. Lütfen geçerli bir adres girmeyi unutma.